KUL FANIDIR BUGUN VAR YARIN YOK AMA YOL COK MUKADDES.....BIRGUN VERICEGIZ SON NEFES.....NE MAKAM BELLI KALICI NE DE BOS HEVES.....SADECE RABBIMIZE HIZMETTIR GERCEK ADRES...
RABB'im.. SANA inandım, SANA güvendim, SANA yöneldim.. Kapına geldim, üstümdekiler yırtık sökük, karnım aç, susuzum, gözlerimden akan yaşlar durmak bilmez.. Vücudumun heryanı yara bere, yüreğim vücudumdan ziyade hasta.. Cismim biçare, ruhum beklemekte.. RABB'im.. Acizim, SANA muhtacım, yalnız ve tek SANA.. SEN hiçbirşeye muhtaç olmayansın.. İhtiyacımıda bilmiyorum.. Hiç bir şey bilmiyorum, cahilim.. Şüphesiz bilen SENSİN, ALİM SENSİN.. Ne aldığım abdest beni rahatlatır.. Ne kıldığım namazın hakkını verebilirim.. Ne dilim döner SANA niyaz etmem için..
Aklımda türlü fikirler.. Aklıma zulüm ederim.. Kulaklarıma acayip sesler gelir.. Kulaklarıma zulüm ederim.. Gözlerim baktıkça yanlışa bakar.. Gözlerime zulüm ederim.. Ellerimin uzandığı şeylerin ne olduğunu bilmem.. Dokunurum olur olmaz.. Ellerime zulüm ederim.. Ayaklarım beni nereye götürür? Bastığı yerler yangın dolu.. Ayaklarıma zulüm ederim.. Dilimde oluşup, ağzımdan dökülen kelimeler gerçeği anlatmaz.. Ağzıma, dilime zulüm ederim.. Hasılı ben kendime zulüm ederim.. Ya kapımı çalan kulların? Nedirler? Kimdirler? Neden bana gelirler? Kullarını anlamam ve kullarına zulüm ederim.. Herşey SENİ zikir ederken bana ne olur bilmem, SENİ zikirden uzaklaşırım.. Ey tüm Kemaleti kendinde bulunduran ALLAH'ım.. Kendimi Sana teslim etmeye geldim.. Bir bunu bilirim..
KOLAYCA TIKLAMANIZ İÇİN BAZI KISAYOLLAR


*Görgü Kuralları
*Dini Sualler
*Namazın Kılınışı
*İslamda Kadın
*Evlilik nedir?
*Eşitlik

*Genel Bilgiler
*Cennet ile Müjdelenenler
*Halifelik Yapanlar

*Pratik Bilgiler
*Dini Sualler
*Ahlak

*E-kart
*Ramazan'a özel

*Elifba
*Ayetler
*Kuran'ın Yazılışı
Nur-u Muhammed Olmadan Asla - Blogcu

Cehenneme Götüren Ameller

cehenneme götüren ameller, cennete götüren ameller, kafir, tağut, müşrik, münafık, putperest, belamlar, islam, cihad, başörtüsü, tesettür, namaz, dini belgesel, laiklik, demokrasi, cumhuriyet

Yorum (2) Yorum yaz!

Dikkat edin ! Kalbler ancak Allah'ın zikri ile tatmin bulur...

Dikkat edin ! Kalbler ancak Allah'ın zikri ile tatmin bulur..."
 (R'ad suresi - 28)

"Allah'ı çokca zikreden erkekler ve Allah'ı çokca zikreden kadınlar;
Allah bunlar için bir bağışlama ve büyük bir ecir hazırlamıştır."
 (Ahzab Suresi - 35)

Allah ve Sufî arasındaki ilişki Kur'an'daki bir ayette şöyle ifade edilir:
 
"Öyleyse Beni anın. Ben de sizi anayım" (Bakara-152).

Bu karşılıklı cazibe ve bağlılık, kişinin kendini tamamen ve yalnızca Allah'ın rızasını kazanmaya adadığını ve
 kendinden vazgeçtiğini haykıran gizli bir aşkın ilanıdır. Bu eşsiz ve içkin hali ifade etmek için kullanılan kelime zikr'dir.
Allah, ibadetin üstün biçimlerini açıklarken, sıklıkla bu "zikr" terimini kullanır:
 
 
 

"Rabbini çokça zikretve akşam sabah O'nu tesbih et". (Al-i İmran-41)

"Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı, ayaktayken, otururken ve
 yan yatarken zikredin."
(Nisa-103)

"Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Benden başka ilah yoktur;
şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl." (Taha-14)

"Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük ibadettir". (Ankebut-45)

"Ey iman edenler! Allah'ı daha fazla zikr ile anınız." (37:75)
 

Kur'an'da, Allah'ın bu yüce halden haber verdiği benzeri ifadeler içeren onlarca ayet vardır.
Bununla beraber bu ayetler inzal olduktan sonra kadın ve erkekler Hz. Peygamber (s.a.v.)'e
zikr teriminin açıklanmasını sordular.

Hz. Peygamber (s.a.v.), "La ilahe illallah” Allah'ı anmanın en mükemmel şeklidir."
 ve "La ilahe illallah” diyen bir kişi oldukça, kıyamet kopmaz." buyurdular.
 
Hz. Musa’(a.s.)ya Allah (c.c.) tarafından zikrin,
inananın kalbinde derin bir ihlas tesis edebilmesinden dolayı en tercih edilen özel ibadet olduğu bildirilmiştir.
“La ilahe illallah” kelimesine ruhların temizleyicisi de denir.

Bu mübarek “La ilahe illallah” sözüne cennetin anahtarı da denir;
 çünkü Rasûlullah (s.a.v.) bir hadislerinde buyuruyor ki:
 
 Cennetin kapıları bu sözü ömründe bir kez olsun söyleyen herkese açılacaktır.
 
Kapılar kelimesi, çoğul olarak kullanılmıştır;
çünkü cennette birden çok cennet vardır.
Ve bu söz onların tümünün anahtarıdır.

Kısaca, Allah indinde, bu Zikr’den daha büyük hiçbir şey yoktur :
 “La ilahe illallah”.
Bu anma, düşünce veya kelime olarak her zaman ve her yerde yapılabilir.
 Bununla beraber, sufîler bunun için bir zikr halkasında oturma anlamına gelen bazı özgün törenler geliştirmişlerdir.
Dünyanın pek çok yerinde sufîlerin diğer aktivitelerinden daha çok bu zikr töreni dikkat çekmektedir.
 

Rasûlullah (s.a.v.) bir hadislerinde buyuruyor ki:

"Allah, bir grup meleğe,
 Allah'ı anan ve O'nun adını zikredenleri arayıp, gözetmek üzere özel bir görev verir.
 Böyle bir topluluğu bulduğunda,
melekler öyle mutlu ve memnun olurlar ki kendilerine katılmak üzere diğer melekleri çağırırlar.
Onların etrafını kuşatarak, göklere uzanan bir yapı teşkil ederler.

Zikr ayini sona erdiğinde melekler melekût alemine döner,
Allah - nerede olduklarından haberdar olmasına ve duyduğundan hoşnut olmasına rağmen -
 onlara nerede olduklarını sorar.

Melekler de O'na;
 Allah'ı anmak için bir araya gelen insanların yanından geldiklerini ve
 onların Allah'ı anıp zikrettiklerim söylerler.
Allah meleklere
 "Beni gördüler mi?" diye sorar.
Melekler cevap verir:
"Hayır Ya Rabbi, görmediler."
Allah:
"Beni görselerdi ne düşünürlerdi?" diye sorar.
Melekler de
 "Böyle bir durumda kendilerim daha fazla ibadete verirlerdi" der.

Müteakiben Hz. Allah (c.c.) ile melekleri arasındaki konuşma şöyle devam eder:
— Benden ne istediler?
— Cennetini arzuluyorlardı.
— Cennetimi gördüler mi?
— Hayır görmediler.
— Cennetimi görselerdi ne olurdu?
— Onu daha çok arzularlardı.
— Neden korunmayı arıyorlardı?
— Cehennemden korunmayı arıyorlardı.
— Cehennemimi gördüler mi?
— Hayır Ya Rabbi, görmediler.
— Cehennemi görselerdi, ne olurdu?
— Ondan daha çok çekinirler ve daha çok korunmak isterlerdi.

Allah oradaki meleklere,
 'Onu anmak üzere bir araya gelenleri affettiğini' buyurur.
 Meleklerden biri der ki:
 "Allah'ım, onlar arasında biri vardı ki tesadüfen orada idi ve aslında o halkaya ait değildi."
Allah:
"Onu da affettim. O zikr halkasının kenarında bulunanı bile rahmetimden yoksun bırakmayacağım." buyurur.
 

Zikr bir anlamda hatırlama; özetle ,
Allah'ın sıfatlarını, isimlerini düşünme ve Zat'ını anlama süreci anlamına gelebilir.
Allah'ı zikir, tüm tarikatların mistik pratiklerinin temel taşıdır.

Zikr töreninin çeşitli formları vardır ve bunlara dünyanın her yerinde
zikr halkası, zikr meclisi veya kısaca zikr denir.
Her bir sufî ekolunun kendine özel zikr biçimi ve zikr etme sırası vardır.
Fakat bu farklılıklar aslında önemsenmeyecek kadar küçüktür.

 

ZİKİR

Zikr'in hasıl ettiği güzelliklerinden bazıları şunlardır:

Şeytani kuvvetleri uzaklaştırma ve ortadan kaldırma;

Allah'ı hoşnut etme ;

 rızkı artırma;

kişiliği iz bırakıcı ve prestijli hale getirme ;

 kişiyi Allah'a yöneltme ;

kalbi ihya etme ve canlandırma ;

 hata ve günahları örtme;

 dili dedikodudan ve arkadan kötü konuşmaktan koruma ;

 kalbin tüm manevi hastalıklarını iyi etme

 ve

kalpten tüm korku ve endişeyi uzaklaştırma;

 kişiyi ikiyüzlülükten uzak tutma.


Dahası, ancak zikr ile açılan ve bazı ilahi güçlerin bulunduğu bir kalp köşesi vardır

.Bir mürşid

"Zikrlerinde dervişlerin kalplerinde oluşan vecd, yükselen ve kıyıya vuran dalgalara yol açan bir çeşit fırtına gibidir." demiştir.


Zikrin gerçek hedefi ruhani olarak yükselmek veya kendini kaybetmek değildir,

fakat, ruh makamlarının en yükseğine çıkmak ve böylece ruhani sınıra gelerek, ilahi temaşaya bir an bile olsa ulaşabilmektir,

 ki bu gerçekleştiğinde vecd durumuna gelinebilir.

 Her zikir esnasında buna ulaşmak kaide değildir.


 

İmam-ı Rabbanî’nin Şerafeddin Hüseyne,
Gönderdiği mektubunda, yazdı ki kendisine;


“Oğlum bu zamanınız çok büyük bir nimettir.
Dertsiz geçen vakitler, bulunmaz ganimettir.


Her saati Allah’ın izniyle geçirmeli,
Hep İslâma muvafık ameller işlemeli,


Her hareket ve duruş, oturup kalkmak bile,
Yapılırsa eğer ki dine uygun hâliyle,


Yani kul, her işinde, Rabbimizin emrini,
Düşünüp, ona göre yaparsa amelini,


Rabbi unutmuyor demektir her ânında.
Zikir de, hatırlamak demektir esasında.


Yani her kim İslâma tam uyarsa her zaman,
Zikrediyor demektir Rabbini muntazaman.”


Bu beyitlerde zikretmek, huzur bulmak öz olarak ne güzel anlatılmış.


Bir şairimiz ne güzel söylemiş.

İmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür.
İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür.

 

glbs7ks2ru2

Her şey fânî olup, bâkî olan yalnızca Allah değil midir?
Öyleyse fânî olan hangi değer insanı mutlu edebilir?
 
Dünyanın bütün zevkleri fânîdir, anlıktır, gelip geçicidir.
Allah ise sonsuz olandır. Sonsuz olanı istemek,
Onun gerçek dostu olmak,
elbette insanı mutmain edecektir.


Bediüzzaman’ın söylediği gibi bizler de,
“Fânîyim, fânî olanı istemem

Acizim, aciz olanı istemem.
Ruhumu Rahman’a teslim eyledim,
Gayr istemem”
 diyerek, huzur dersimizi almalıyız.



Yorum (1) Yorum yaz!

Yeter ki O kapıda durmayı bil!



Ne kadar da  çok siyah nokta var,

Kalbinde beyaza düşman mısın sen!

Silmek istesen de silemezsin bak,

Hesabı ötede veremezsin sen!

 

 

   Hep aynı,hep aynı…İşte Sana döndüm,kapına geldim, senin kapından başka gidecek kapım mı var ki; oraya gideyim der, tevbe edersin.Tevbe edersin etmesine de, ah birde unutu verme sen hemen… Bu son, bir daha mı asla diyerek kaçıncı tevbe edişin…

   Yüz kere tevbe’ni bozsan da gel! diyor Mevlana. Ama sen de bilmem kaç kere bozmak zorunda mısın  tevbe’ni?..

   Evet; Rabbim merhametlilerin en merhametlisidir ve fakat sen! bu merhametten istifade edebilmek için yeterli gayreti göstermek gerektiğinin bilmem farkında mısın?

  Hiç aklına geldi mi bir daha tevbe edebilmen için ömrünün  vefa edeceği... Ya sen tevbe edemeden ecel çalıverirse kapını halin nice olur…Düşüncesi bile korkunç değil mi?

   Öyleyse ne duruyorsun..Artık yetmezmi...

kehkesani

  

Kapı... Açılır...

 

Vurmayı bil!


Ne zaman?


Bilemem!


Yeter ki O kapıda durmayı bil!


~ ~ ~

İçimde ızdırap, gözümde damla damla kan,
Sultânım el-amân!

Ey rûhumu saran gizli dertlere nigehbân,
Lütfeyle bir derman!

Hakkım diyemem ama, affıma ferman yok mu?
Yoksa cürmüm çok mu..?

Boynu tasmalı bir kulum kapında her zaman,
Rûhum Sana kurban..!

Bir kere nazar kılmaz mısın ciğerim kebâp?
Yıllardır bu azap...

Sen ehl-i keremsin, sun ihsan üstüne ihsan!
Ey derdime derman!

Tabîbim, derde dermanımsın; perişan hâlim..!
Kalmadı mecâlim...

Bırakma ne olur, âteş-i hasrette nâlân!
Gözlerim çağlayan...

Yorum (2) Yorum yaz!

Aşktır ki, gerisi vesairedir...

Allah'ı Aşkla Sevmek


AŞK ALLAH'a sevmektir..

ALLAH'a sevenlerin sevmektir..

ALLAH'ın sevdiklerini sevmektir..

evet sevgili dostlar.gerçek bir sevgi ile ALLAH'a sevmek
 herkese nasıp olmuyor..

"ALLAH'I PEYGAMBERİ seviyorum "diyen,ama günahtan uzaklaşmayan çok aldanan var

"ALLAHI SEVİYORUM "demek kolaydır..
ama kişi eğer günahlarını terkedemiyorsa,

geçmiş günahlardan pişman olup tevbe etmiyorsa,
"ALLAHA kurban olayım "demesi boşuna ,
çünkü onu sevgi yalanci sevgidir..

ALLAHA sevmek ne olduğunu bilmeden konuşuyor demek..
insan YARATANINA severse,O'na karşi yapacak en ufak hata,kusur ,ona dağ kadar ağır gelir..omuzunda ağır bir yük gibi taşıyor..tevbe etmeden,gözyaşi dökmeden rahatlamiyor..
"acaba RABBİM beni affedermi ?"diye endise ediyor..
önüne çıkan haramlardan hızla uzaklaşirken,
"YA RABBİM !SENİN için,SENİ SEVDİM için "
der ve sevinç gözyaşi döker..

MEVLAM 'dan başka gerçek dostum olmadığı anladığım günden beri,
O 'nsuz yaşadığım günler ve seneler için ağladım..
O'ndan ayrı aldığım her nefes için ağladım..
"KUL OLMAK "ne demek bilmeden yaşadığım zaman için ağladım..
gaflette yaşarken işlediğim sayısız günahlar için gözyaşi döktüm..
"RABBİM ,SANA istediğin gibi kul olamadım beni bağışla "dedim..
ibadet yapmadan geçirdiğim yılları ok gibi saplandı yüreğime..
çünkü ALLAHA seven kişi ibadetlerini aksatmaz,
özelliklede namazlarını hiç bırakmaz..
namazda insan sevdiğini buluştuğunu hişseder,
O'nunla konusur,O'na dua eder,isteklerini arzeder..
ruh,doğrudan doğruya ALLAH ile vuslat yaşadığını hişseder..
ALLAH sevgisi ruhunda hişseden kişi,artık O'ndan (c.c.)başkasına görmez,baktığı her şeyde O'nu görür,hişseder..


EY BÜYÜK ALLAH'IM !
EY YARATANIM,
EY TEK YARDIMCIM ,
DOSTUM !
ben SENİ böyle seven,AŞKINLA yanan kullarından olmak istiyorum !
SANA itaat etmek istiyorum..
her ibadet SENİNLE VUSLAT OLMALI...
NASIP ET ALLAH'IM..
NASIP ET !
 AMİN



Nedir bu aşk?

Var mı tarifini bilen...?

Kula kulluk ettiren, kulu kula kırdıran,

İnsanı  a ulaştıran ya da cehenneme attıran, nedir?

İnanın çoğunuz bilmiyorsunuz..!

Aşk; insanın suçu, günahı, zulmeti,

Aşk; insanın hakimi, avukatı, koruyucusudur.

Aşk; insanın hem haramı hem helali,

Aşk; insanın kuvveti, sabrı, güvenidir.

Belki dünyanın en güzel duyguları,

Belki de en iğrenç hisleri...

Her kafadan bir ses çıkıyor.

Kimi kendini asmış, kimisi mutluluğa kavuşmuş,

Kimi şiirler döktürmüş.

Aşk sadece bir insana körükörüne bağlanmak mı?

Onu seviyorum deyip bazen hayatını mahvetmek mi?

Bu kadar basit olmamalı, peki o zaman nedir?

Tam olarak nedir, iyi mi kötü mü..?

Kim karar veriyor buna,

Hiç düşündünüz mü?

Aslında suçluları biz biliyoruz,

Dünya ve insan, hemde haber bile vermeden.

İçinde  ALLAH aşkı olmayan,

Peygamber sevgisi olmayan aşk neye yarar, kime fayda verir.

Seveceksen  ALLAH'ı sev, ALLAH için sev.

AŞK;

Hz.İbrahim in ateşe atıldığı zaman ki teslimiyettir,

Hz.Eyyub un hastalığa karşı sabrıdır, zaferidir,

Hz.Davud un sesidir, eliyle demire şekil vermesidir,

Hz.Salih in kayadan çıkan devesidir

Hz.Musa nın kızıldenizi ikiye bölen asasıdır

Hz.İsa nın kokusunu bile hissettiği Son Peygamber i müjdelemesidir

Hz.Muhammed in doğardoğmaz "ümmetim ümmetim " demesidir

Hz.Muhammed in  ALLAH'a olan teslimiyetidir

Hz.Muhammed söylüyorsa doğrudur diyen Hz.Ebubekr in sadakatidir

Hz.Ömer in adaleti bile hayran bırakan adilliğidir

Hz.Osman ın şeytanı bile utandıran hayasıdır, edebidir

Hz.Ali nin cesaretidir, ilmidir

Hz.Hüseyin in haksızlığa karşı yürümesidir, şehadetidir

Sahabenin ve Ehli Beyt in yaşayışıdır

Hz.Yunus un cenneti istemeyip  ALLAH'a "Bana Seni gerek Seni" demesidir

Hz.Mevlana nın nefesidir, sema sıdır, Gel demesidir

Çöllere düşen Mecnun un gözlerinin dağlanmasıdır

Bülbülün güle ötüşü, ölen sahibin başında bekleyen attır

Ezan-ı Muhammed-i okununca felaha,kurtuluşa,namaza koşmaktır

Kur'an-ı Kerim okununca anlamasan bile onu kalbinde hissetmektir

Bir  ALLAH Dostunun yüzüne bakıp  ALLAH'ı hatırlamaktır

Gönülden gelen bir Kelime-i Şehadettir

 ALLAH ve Rasulunun adı anılınca göz yaşı dökmektir

 ALLAH'a kul, Habibine layıkıyla ümmet olmaktır

Yardıma muhtaç birisine yardım etmek, bir açı doyurmaktır

İnsanlara iyiliği tavsiye etmek,kötülüklere karşı uyarmaktır

Yoldaki bi taşı kenara koymaktır

İnsanlara yardım etmek enazından güleryüzlü olmaktır

Helal kazanıp helal yemektir

Ailesi için çalışıp didinmek, alın teri dökmektir

İSLAM ı doya doya yaşamaktır.

Aşk; Sadece kuru bi sevgi yada sonu belli bir macera hevesi değildir,

CANAN la bir CAN olmaktır, onu hergün daha fazla sevmektir,

 ALLAH için sevmektir.

Aşk; sadece seni seviyorum demek değil

Ve  ALLAH yolunda daha bir çok şey...
 

Yorum (1) Yorum yaz!

İÇİMİZDEKİ ŞEYTANI TAŞLAMAK


 

İnsan önce yüreğindeki Kâbe’yi bulmalı, ondan sonra düşmeli hac yoluna. Gideceği yolu bilmeyenler, kıblesine henüz karar vermeyenlerin gidebileceği bir yer yoktur. Başını taştan taşa vurarak akan sular yatağı doğru değilse gedeceği yerde bir bilinmezdir. Yanlış  yol, kırılmış ve yıkılmış kalpler bırakır hüzünlü mazide.

Nerede, nasıl hangi mevkide olursa olsun insan önce gideceği yönü bulup pusulasını ona yöneltmeli. Sonra revan olmalı yollara.



Doğru yönü bulmak kadar doğru yolda ilerlemek, yürümek için çaba göstermek gerekir. Yürümek için içinde bir aşk yangını her gün yanmalı. Yürekte yangın yoksa yol çekilmez olur. En küçük engeller insanı yolundan döndürebilir. Küçük bir çakıl taşı, yoldaki bir tümsek, açılmış bir çukur yada yanlış bir işaret yada işaretçi yoldan çıkarabilir insanı.


allahnasibimep1

Kıblesini bulup yoluna revan olan varmak istediği yere geldiğinde çektiği zahmet kadar kıymet arz eder vardığı yer. Kolaylıkla elde edilenin kıymeti yoktur. Yollarda çekilen ıstırabı, vuslatta rahmete dönüştürmekte önemlidir.

guLaLe_bakara_ramazan

Varılmak istenen Kâbe’ye varıldığında sevgiliye kavuşulmanın verdiği heyecanla “buyur” denilmeli. Yüreğinin seni çağırdığı yerde olmanın mutluluğuna gözyaşı ırmağı karışmalı.



kuranmekke

Dönmeli bir Mevlevi semazen gibi ellerini açıp yüreğindeki Kâbe’nin etrafında. Kendinden kaçıp kendini bulmalı. Kendinden uzaklaşıp, kendine yaklaşmalı. Açılmalı içindeki demir perdelerle kapalı gönül kapısı. Herkesi, her şeyi kucaklayacak kadar genişlemeli. Yıkmalı içindeki putları kendinden öncekiler gibi. Eğmeli başını gökten toprağa eğilen güneş gibi. Toprakta bir gölge olmalı, gölgede hiç.



Gidip gelmeli içindeki vicdan vadisinde, zemzem ırmağını bulmak için. Pişmanlık duvarlarını yıkıp içindeki günah vadisine bir beyaz ihramla yol almalı.



İçindeki gecenin  siyah örtüsünün arkasından ağarırken gün ellerini açıp vakfede durmalı. Kalabalık bir mahkemenin önünde sanık sandalyesinde yalnız yargılamalı kendisini. Bütün günahlara karşı durur gibi dik ama bir o kadarda mütavazi bir el açmalı sevgilisine.

İbrahim gibi bütün putları kırıp kendi boynuna asmalı gerektiğinde baltayı. Sonra en büyük nefis putunu devirmeli. Ateşi, ateşe atıp, ateşi yakmalı ateşle. Yandığında pişmeli, piştiğinde yanmalı. Alevlerden geriye kalan korlar güllün kırmızılığına dönüşmeli. Yürekte bir tomurcuk yetim ve öksüz açmalı. Kendinden  hicret edip gönül dünyasında bir muhacir olmalı.

Bulmalı araya araya kaybolmuş merhameti, aşkı, şefkati, sabrı, çileyi, emeği, umudu…



Tam arındım demeden, günahları geride bırakıp, gitmeye hazırlanmadan önce içindeki şeytanı taşlamalı. Başkalarının şeytanlarına söz söylemeden önce en büyük taşı içindeki şeytana atmalı.

Sonra sıyrılmalı bütün benliğini kuşatmış günah esaretinden. İhramını çıkartarak ana rahmine yeni düşmüş bebek gibi masum kalmalı ömrünün her deminde.

a0543a4c374db313f2699a0fdf318c6b3e896a0360c8acbd18f7694166ae88d3_web


Bir muhacir hüznü ile geldiği bu aşk mabedinden münevver bir şehrin yoluna revan olmalı. Bir aşk nurunun bahçesinde mecnun olmalı. Dünyada bir muhacirken, yüzünü sürdüğü topraklar, eğildiği secde, kırdığı putlar, yaktığı benlik onu ensarlığa terfi ettirmeli.

Gittiği yer yöne, vardığı her yere, karşılıksız, çıkarsız güller götürmeli. Kendi bahçesinde yetiştirdiği gülleri karamsarlık girdabındaki yüreklere sunmalı. Dünyada gül açmayan bahçe kalmayıncaya kadar yürümeli. Bir karınca misali varamasa da her gönle, tutamasa da her uzatılan eli, gidemese de çağrılan her yere, ölmeli yolunda.



Arayan bulur Kâbe’sini, bulan koşar sevdiğine, arınır toprağın yağmurla arındığı gibi günahlarından, kendinden. Bir muhacir gibi yaşadığı dünyada bir ensar yüreği ile çalar her sabah bütün kapalı kapıları.

y1pruBK0QCE1hCu_f5wnUTMrr9-bg5gO3K8JqxkDABxs-3u_48eRJErlrTLTqppx3gs

Nice kervanlar çölün sıcağına, susuzluğuna, zahmetine rağmen tutmuşlar gül şehrinin ve gül neslinin yolunu. Geride kalanlar, birkaç gün daha müsaade bekleyenler, işlerini bitirip, evlatlarını yetiştirme telaşına düşenler, tali yolarda tökezleyenler, benlikleri ayaklarına takılanlar, bir “keşke günü”ne kadar özgürlüklerinin köleliğini sürecekler.


Ne mutlu içindeki şeytanı taşlayıp, Kâbe’sini bulanlara.

nno37sabanok1vc9

Yorum (2) Yorum yaz!


« Önceki :: Sonraki »


Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....

Nur-u Muhammed Olmadan Asla